yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.10.2011

Ham, Yanlıştan Beter Bazen

Malzeme bol, kıvam nerede?

Yerli imalat oyunların da tiyatroların da artması mutluluk verici. Bu doğru. İlginç işlerin ortaya konması da bir gerçek. Ancak bunların kültürel anlamda yarattığı katkı biraz muallakta. Gnlev yapımı Yüksek Derece de bu aileye katılan dişe dokunur üyelerden olabilir, zamanla...

ARTILAR

+ Tek başına oyunu izlenilir kılan performansın sahibi Uğur Küçükdağ
+%100 yerli yapım
+ Müzikler (O araya giren anlamsız şaka çabası şarkı söyleme kısmı hariç tabii...)
+ Prodüksiyon - kasıt dekor, ışık, müzik, gala organizasyonu, afişler vs. vs. vs.
+ Tanıtım

BONUS: Seyirci ilgisi

EKSİLER

- Bütüne tamamlanmayan kurgu
- Olgunluğa erişmemiş senaryo
- Senaryonun dili (Yazarı görmesem kötü bir çeviri zannedecektim, hatta bilmeme rağmen iki kere kontrol etmişliğim oldu)
- En iyi tabirle düşük enerjili oyunculuklar diyelim biz... Olmadı mı olmaz bazen...
- Çooooooooooook uzun, hele bu oyun için gereksiz derecede çoook uzun hem de... Yönetmeni makastan kaçınmamaya davet ediyorum.

BONUS: Samimiyet sorunu... 

Ekibin kendisi oyuna kaptırmadı ki biz kaptıralım. Ama tekrar etmek gerekir ki buradaki ana etken metin kanımca. İyi bir konunun yeterince işlenmeden sahneye atılması, kötüsüyle karşılaşmaktan beter bazen. En nihayetinde hamlığını atmamış bu yapımı izlemek, iyi başlayan bir gecenin yarım kalması gibi. Nasıl olduğunu anladınız siz! Fena mı fena...




17.08.2011

İleri İnsan Manzaraları

Sonra kendime dedim ki:
"Derin bir nefes al... nefes ver...al...ver..."

Zaman zaman kulağıma inanılmaz yorumlar çarpıyor. Yani öyle ki nutkum tutuluyor. Bu defaki performans ilk ona girmese de yazmadan edemedim.

Karşılaştığımız şeyler hakkında yorum yapmaya ve bunun üzerinden sürdürülebilir şakalar yaratmaya bayılıyoruz. Bu gerçek. Zaman zaman keyfiyen olayın aslından uzaklaştığımızı bilsek de sırf aklımız gezinsin içimizi dökelim diye buna göz yumduğumuz da bir gerçek. Bunu hepimiz yapıyoruz. Eyvallah.

Ama gün geliyor sosyal içerikli hayıflanmalar aklımı başımdan alıyor!

Olayın geçtiği yerde televizyonda hanımların karaçarşafta olduğu ülkelerden birinden bir görüntü peydah olur. Hanımlarla birlikte üretiminden kaçınılmamış kalabalık bir nesil çocuk da belirir.

Ekranda akan habere şöyle cin bir hayıflanma eşlik eder: "Niye hala doğuruyorsunuz? Bu kadar çocuk mu yapılır?"

DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN KENDİ KENDİNE ÇOCUK YAPAN KADIN BULUNDU!

Ya da nüfus artışına ve çarşafa kapatılan kadınlara üzülecek ancak üremenin/doğurmanın öyle bir toplumda sadece kadınların insiyatifinde olduğuna inanacak parlak zihin bulundu...

Seç beğen al...

Ne yazık ki devam edecek...