adele etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
adele etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12.07.2012

Tazelikten Tefrikaya Geçerken...

Taze taze Londra yerini yeniden tefrika olmaya bırakıyor. Çünkü ben böyleyim. Ama kısa da olsa tazelik heyecanını paylaştık. Şimdi eskiye dönmeden önce bir tadımlık video gelsin. Bu an ilk günümde bir arkadaşı beklerken yaşandı. Göründüğü kadar alelade bir şekilde üstelik...


***

O türk tepkisini şimdiden ben vereyim: "O piyanoyu Taksim'e bıraksan iki günde tozunu bulamazsın!"

6.02.2012

Başlarken...Pazartesi

Bu da ilacı...

Bir pazartesi başlangıcı için ideal parça mı bilmiyorum - yukarıdaki kesinlikle öyle de... - ama siz de benim gibi yapıp melodiye dalıp sözleri kaçırabilirsiniz belki. Ben sözleri de kenarından tutmuyor değilim kimi zaman...

Şarkının sözlerini değil ama ismini ithaf etmediğim yanı kalmadı hayatımın. Bu lafım her şeye gelsin, işlerime, fikirlerime, hislerime, velhasıl cümlealem hallerime...



12.12.2011

Déjà vu


O kadar geride bıraktığım bir klişeye uyandım ki bu sabah, en doğru başlangıç buydu...

Günaydın.

8.12.2011

Güne Başlamadan...Mola!

Enerji lazım enerji!

Hava soğuk, aklım dağınık, işim çok, hepsi de küçük küçük.
Güne başlamadan tatlı bir mola...

* Şarkı seçimleri için bir ara not: bilirsiniz ben şarkı sözü duyamam, tatlı diyorsam ve acı bir hikaye anlatıyorsa şaşırmayın... Ben duyduğumla etiketleyenlerdenim... ;)

20.10.2011

Günü kapatırken...


Akşamdan akşama değişiyor şehir.
Akşamdan sabaha değişiyor dünya.
Günden güne değişiyor ruhum.
Her güne yeni bir yüzle uyanıyorum.
Başımda ağır rüzgarlar,
Gözümde bıçaklar,
Ruhumda çiçekler kimi zaman...
Ağzına kadar özlem dolu kalbim,
Olur olmadık hüzün bu yüzden.
Yerli yersiz düşürmek dudaklarımı,
Akıtmak dudaklarım üzerinden yaşlarımı.
Birikinti birkinti
İçimin nemli toprakları.
Gereksiz bir yorgunluk
Ve yalnızlık duygusu...
Hiç geçmiyor içimden
Ölüme yatmak kuşkusu.
Gün içinde kaybedip bilincimi
Garip hallerde yakalıyorum kendimi.
Birinin ardından bakakalmışım mesela...
Kalabalıklar içinde, kahkahalar içindeyim...
Çoğu zaman bir masa başında
Artakalmışım günün götürdüklerinden,
Kıpırtılar baş göstermiş yer yer yeniden.
Ser verip sır vermiyor, kimin için bu hüzün?
Aşk için bazen;
Binbir isim, yüz,
Binbir sesle burkuluyorum.
Korku için bazen;
Bu ellerden
Bir iz bırakmak telaşında...
Yokluk için, kapanmayan yaralar,
Karmaşık ruh hallerim için.
En nihayetinde herkes
Kendi yuvasına çekilip
Kepenkleri indirince kalbine,
O hiç geçmeyen çocukluk
Halime çöküyor asıl hüzün.
Ne derdi olur ki bir çocuğun?
Belki büyüme korkusu,
Belki de sadece
Bir babanın ardında
Bıraktığı son izlerinin de
Silinme korkusu.
Nasıl bir yokluk onunki?
Hissettiklerinden düşünmeye
Hali yok.
Yine yorgun argın geliyor
Günün sonu.
Renkli rüyalar öncesi
Karanlık kuşağı iniyor göz kapaklarına,
Perdeyi çekiyor benliğine,
İçine çekiyor koca bir akışı
Gece uykusu.