enfes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enfes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.04.2013

Enfes: Searching For Sugarman


Uzun zamandır acıyı tersine döndüren bu kadar çarpıcı bir hikaye dinlememiştim. Kurgu ve ipucu vermeyen sinopsis ise görevlerini mükemmel biçimde yerine getiriyor.

Hiçbir şey okumadan, dinlemeden, duymadan gidin diye, festival bitene kadar başka da bir şeycikler demiyorum.

Ama hepimiz sıkıştık bir yerlerde. Siz de bizdenseniz kesinlikle gidin görün derim!

Diğer iki seans: 

BUGÜN! 13.30 (2 Nisan)
CUMARTESİ! 21.30 (6 Nisan)

21.09.2012

Enfes: Bir Taşla İki Kuş

Oradalar, biliyorsunuz, biliyoruz... sonra?

Hayatın birçok noktasında olduğum gibi sanatta da huysuzumdur. Hele ki tiyatroda. Hele ki mevzu bahis acı gerçeklerse. Çünkü anlatılacak şey birilerinin acısı ise, sizin onu ifade etmenizle, başkalarının acısını alkış için peşkeş çekmeniz arasında çok ince bir çizgi vardır.

Ama şimdi ben size uzun uzun duygularımı, beklentilerimi anlatsam ne önemi var. Önemli olan biri o çizgiyi görmüş, anlamış ve çekmiş. Ve çizginin iyi tarafında hepimizin bilip de görmezden geldiği o konuyu resmetmiş. / Çünkü kimsenin söylemediğini ben söyleyeyim. GÖRSEN NE OLACAK? Yok bilmek önemli de, acıyı paylaşmak da goy goy. İnanmıyorum ben bu palavralara. Yetemediğimi bilmek acıtıyorsa evet bilmesi daha ağır geliyor. Bilip de yetemeyeceksem bilmek daha erdemli değil daha kaypak geliyor. /

Ama uzun süreden beri ilk defa bir şey oldu. Biri bana bir şey anlattı. İçinde merak ettiklerim, bilmediklerim ve hiç merak etmediklerim de vardı. Ama onlar anlattı, ben dinledim. Kimse kimseye saldırmadı, kimse kimseyi hayattan çıkarıp fil dişinden çerçeveye sokmaya çalışmadı. O yüzden de adam gibi dinledik, adam gibi anladık ve kimse bir şey yapmayı beklemedi. Ama biz bekledik kendimizden. Biz ya da ben uzun süredir ilk defa uykusuz bırakıldığım için kızmadım. Çünkü oyun gibi, metin gibi, hayat gibi bunda da 'yapma' yoktu. 

Her şey kendiliğinden oldu.

Sonunda birileri ne yaptığını biliyordu.


 - 0 -

Bu haftanın bir başka enfesi Mira'dan. Ayda Kahvaltı albümü çıkalı çok oldu ama dinlemek benim için bu haftaya kısmetmiş. Bir An adlı parçasını oyundan önce, aşağıdakini ise sonra dinlemelisiniz. Ama biliyorum ki siz şimdi tersini yapacaksınız ;) Yine de oyundan sonra bir daha dinleyin, beni o zaman anlayacaksınız.







16.08.2012

Enfes: Taps is back!

Ooo kimler gelmiş yine mahalleme...!

Seneler evvel taze öğrenciyken ve 'kimine göre lüküs kimine göre beyaz entel hayat'a karışma denemelerindeyken tanışmıştım Taps'le. Şimdi bir daha düşündüm de, çok uzun seneler evvel mi demeli. O kadar olmamıştır ama. Altı üstü Taps o zaman tek şubesiyle Atiye Sokak'ta 3-4 basamakla inilen bir bira yuvasıydı ve ben biradan hiç anlamıyordum. 

Bugün bira anlayışında uzun atlamalar yaşamış değilim ama iş hayatıyla gelen içki keyfi çerçeveyi biraz değiştirdi. Tam da bu esnada son dönemde yalnızca Bebek sırtlarında olduğunu duyduğum Taps de mahalleme geri geldi. Yazın başında Milli Reasürans çarşısında açılan yeni şubesiyle evine dönen Taps'e yakın dönemde bir iki ziyarette bulundum - sırf sizin için - biralar hala lezzetli ve yeni eve yerleşen herkes gibi parça parça taşınıyor ürünler ve siz sırayla yavaş yavaş tadıyorsunuz.

Henüz bu haberi yaymadıkları için benim gibi kalabalıktan bezdiyseniz de geceye sakin başlayıp hazır olduğunuzda iki adım sonra kalabalıklara karışabiliyorsunuz, çünkü herkes orada, elinizin altında!

19.06.2012

Enfes: Beppe @ Moda

Küçük, sıcak, lezzetli...

Çok isteyip de göremediğiniz insanlar var mı? Hani ama böyle uzun uzun göremediğiniz. Hah, bende de tonla var. Ama bazı durumlar daha da talihsiz. Misal biz j'etemle bu durumu o denli kanıksadık ki zorlamaya devam etmek yerine senede iki görüşmeyi ortaladık ve kadere bıraktık. - Kesinlikle işe yarıyor ve daha sık görüşmeyi başarıyorsunuz bu arada. Tavsiye ederim. - Geçtiğimiz hafta ise bir yıl içindeki dördüncü görüşmeyi yaşayarak 2011-2012 dönemini umut vaat eden kategorisine taşıdık. Öyle bir görüşme ki senelerdir göremediği Garfi bile vardı!

Garfi aramızda uzunca kalamasa da biz bu akşamı yemekle taçlandırmak üzere arkadaşı Çiçek'i de alarak Moda'daki Beppe Pizzeria'ya geçtik. İyi ki de geçmişiz!

Küçük bir ama yeterli bir verandaya sahip olan bu kutucuk ama güzel hazırlanmış mekanın uzmanlık alanı pizza. Hamurundan malzemesine her şeyi tam kıvamında. Ama hünerleri bununla da bitmiyor. Her aya özel spesiyal önerileri oluyor. Bununla birlikte her perşembe özel bir menü hazırlıyor ve bu menüyü de önceden mail gruplarında paylaşıyorlar. Rezervasyonla sipariş alınan perşembe gecelerinde her hafta bir başka sürpriz sizi bekliyor. Bir hafta Osmanlı mutfağından ilginç bir tema gelirken bir başkasında ördek spesiyalleriyle karşılaşabilirsiniz. Yalnız vejetaryenseniz sizi yakalaması biraz güç. Ancak size de güzel bir haberimiz var; bu ayki önerilerinin kraliçesi Haziran Salatası kesinlikle denenmeli!

Özetle; yetkin ve candan mekan sahipleri, birbirinden lezzetli seçenekler, özel temalı akşamlar... Ayrıca menü tasarımına da ayrıca bayıldım. İlk fırsatta deneyin, eksik kalmayın derim.

25.04.2012

Enfes: Bloom'da Latin Rüzgarı

Keşke çarşamba da olsaydı, doğumgünümde de giderdik :S

...Çünkü ben doğumgününü partilemek için haftasonuna sarkıtmaktan hoşlanmayanlardanım. Ama bunun için bir istisna yapılabilir belki.

Çünkü;

1. Müzik iyi.
2. Yemek iyi.
3. Mekan iyi.
4. Teras şahane, hem de mevsimi geldi!!! (Gerçek zeytin ağaçları var mesela hastası olduğum!)

O yüzden bir cuma hatta birşey diyeyim mi hemen bu cuma ya da cumartesi kendinizi ve saatlerinizi ayarlayın ve Bloom'da buluşalım.

Aylık yaz rotası da belli oldu böylece sırasıyla Bloom, Otto Santral, Küçük Otto, Otto Sofyalı kısmetse kim bilir belki bir de aylık diziyi bozup beşince haftaya güneyde bağlanırız...!

Aşkın Arsunan Jazzino Band 101:

18.04.2012

Enfes: Vera / Yarın akşam Ghetto'da!

Hamili albüm yakinimdir...

... ama torpilden yazmıyorum. Yine de o şapşal heyecan yüreğimde değil diyemem. Hiç karizmatik değilim bu konuda, senelerce yanı başımızda dinledik, hep beğendik, hem arkadaş hem de albüm basılmadan önce de müdavimleriydik. 

Şimdiyse nihayet işi resmiyete döktüler, biz de gittik aldık nikahımıza.

Yarınsa düğünümüz var Ghetto'da, herkesi bekleriz!

Albüm yorumunu kendisi gibi ucu havada bırakmayı tercih ediyorum, ama özetini de sakınmayayım.

Çok iyi olmuş, çok da iyi güzel olmuş, son şarkı favorim değil ama 3 favorim sırasıyla İnan Bana, Dünya ve çıkış parçaları Karanlık Dokunmasın.

Ben İnan Bana klibi paylaşmayı tercih ederdim, eğer olsaydı. Ama Karanlık Dokunmasın'la da bu güzel davet nihayete erdirilebilir.

Yarın görüşelim, çünkü her şeyden önce herkes orada olacak, belki tanışabiliriz bile ;)


10.04.2012

Enfes: Sibel Gürsoy / Yol

Canlı performansına denk gelmek için sabırsızlanıyorum...

... 'denk gelmek' kalıbını bilerek seçtim çünkü bu benim kısır keşif yolumdur. Keşke daha zengin, daha özellikli yöntemlerim olsaydı, ama yok. Ve işim sağolsun arada böyle yeni albümler bırakıyor masama ve ben sabitlendiğim şarkı listesi döngüsünden sıyrılıp daha güzel sesler, daha iyi müzikler duyabiliyorum.
***
Hasılı kelam tabii ki Sibel Gürsoy da yeni bir keşif değil aslında. Bu ikinci albümüymüş ve ben zaten seneler öncesinde Melih Kibar'ın albümünde dinlemişim. Ama zihnimdeki veri alanı kısıtlı olduğu için yeniden tanışmış olduk. Memnun olduk.

Bilgi Müzik sanırım uzun yıllar daha hayranlıkla ve baharda pıtrak gibi bir anda karşınıza çıkıveren gizemli isimlerle kendini hiç unutturmayacak. Kim bilir belki kapısı bir gün yine aralanır...
***
Hüzünlü haberlerin ve hüzünlü bir sabahın ışığında bu müzik korudu beni. Size de tavsiye ederim...

Yeni parçaları albümü almadan denemek için: http://www.myspace.com/sibelgursoy

- Tadımlık -

6.04.2012

Enfes: Yağmur / Ama bu başka yağmur...

Ben bu resimde gördüğüm şeyi hissediyorum bazen...

... ve bu çok nadir oluyor. Olduğu anların çoğunda da müzik var. 

Bu anların, büyük bir bölümü sahnede gerçekleşiyor. Küçük, çok küçük ama azımsanmayacak bir bölümü ise hayatın herhangi bir anında başıma geliyor. 
Sahnede şahit olduğum anların etkisi ve hatırası kalıcı olurken, o küçücük anlar saniyede uçup gidiveriyor. Sabah gözünü açtığında rüyanın önce belirip sonra hızla silinmesi gibi gözünden. Kalıcı olanlar 'Bir gün ben de bu duyguyu yakalayacak bir şey yapayım' dürtüsüyle somut bir listeye giderken, o uçup giden küçük anlar benim için hayatı devam ettiriyor. Bilmediğim ve bir daha görmediğim bir yerlerde...

Bugün rastladığım bu küçük sahne bu ikilinin tam ortasında yer alıyor...

29.03.2012

Enfes: Bora Uzer

Kaç nesil eritti sayamadık...

... Çünkü renkli, müzikli, giderli, hareketli ... sürer gider.

Sene 1997. Nasıl bir mucize olduysa maaile - ki toplanması 3 kişi için niye o kadar zordu bilmem - üstelik de aile dostlarıyla bayramda bir Bodrum klişesine girişmişiz. Havanın soğukluğu anlatılmaz. İşte ilk defa o bahar kapısında Bodrum Mavi'de Bay Erol sayesinde tanıdık kendisini. Hem de Kangroove'un bir üyesi olarak.

Müzikte şansım yaver gittiyse, hep Erol sayesinde gitmiştir...

Neden şimdi? Çünkü canım öyle istedi...
Cuma gününü kaçıracağım için nasıl üzülüyorum belli değil.


Bir alana bir bedava...

1.03.2012

Enfes: Time Of My Life & Patrick Swayze

Çok fena yapıyor heveslerimi bu sahne...

Üç gündür hem dinliyorum hem düşünüyorum ben bunu yazmış mıydım diye. Sonra baktım ki durup durup dinliyorum, bunu okuyan da bir kez daha hatırlasın dedim.
 
Her genç kızın gençlik hayalinin fimidir bu. Yeterince narin, sessiz ve uyuzsanız yaşamış olma ihtimaliniz de yüksek. Tabii Amerikan kültüründeki yaz kampında iki haftada yakalanan bu ivme burada ne kadar gerçekleşirdi o zamanlar bilmiyorum. - Bugün için işten değil de... - Ama bizim 'yazlıkçı' kültürümüz her şeye yetecek kadar genişti.
 
 
Tabii ben de bir o kadar geniş olduğumdan benim hikayelerim daha pratik sonuçlandı, çoğu da başlamadan.
 
Ama zaten hiçbiri de bir Patrick Swayze değildi...
 
 
Nerde o eski kiloluk filmler...O zamanlar Patrick Swayze'ye pek bayılmazdım, hatta beğeneni de anlamazdım açıkçası. Ama derler yaşadıkça zevklerin değişir, başka şeyleri fark edersin... ;)

O final dansında kim uçan kaçan sahneleri severse sevsin, benim için olay giriştir.

Gelinir, ceket çıkarılır, şarkıyla sahneye alelade girilir ve işte o parmak hareketi...!

Ben o minimal davete, pembe elbiseye, şarkıya ve bu adama ruhumu teslim ederim!

Ama tabii bu yazının olması için aşağıdakini dinlemek yerine final sahnesini izlemelisiniz: Hayatımın Dansı 1


29.02.2012

Enfes: Jason Mraz Yeniden



Fazla söze gerek yok, güne sakin ve iyi bir başlangıç için buraya kulak verin...



28.02.2012

Bişiler... Kıvılcım - Ehlikeyf

Masummiyetten gelen güzelliği seviyoruz...

Bütünlükten uzak ve hala tamamlanmayı bekleyen gamzeleri varmış gibi bir albüm. Ama biz gamzeyi de güzellikten biliriz.

Bu hanımefendinin albümündeki her parça ayrı telden çalıyor gibi. Bütünlük içinde olan var olmayan var ama dokunduğu her tel bana hitap ettiği için memnuniyetle dinledim. Benim için takipte olduğum üçlü şöyle:

1. Ab-ı Hayat
2. Kir ve Keder
3. Toprak

Tabii ki loopta. Maalesef buraya yalnızca Toprak klibini koyabiliyorum, geri kalanı için başınızın çaresine bakmanız gerekecek.

Dikkat! İçinde yaşadığınız yüzyıla direnip de adam gibi albüm almak isteyenler, albüm ortalara doğru ağır bir çukura düşüyor gibi olsa da çıkış kısa sürecek, merak buyurmayın.

27.01.2012

Enfes: Anlaşılmaz Konuşmalar


"Cumartesi gecesine farklı bir giriş için ideal!"


Tiyatroya gitmek stresli iş bu devirde. Bağlı olduğunuz nesle beğlı olarak içinde ya bir misyon duygusu, ya bir ödev gündemi yahut da sanatsal arayış mevcuttur. Oyun seçiminden kadro takibine, zaman belirlemeden arkadaş bulmaya kadar meşakkatli süreçleri vardır.


Çünkü bilemezsiniz.


Oyun karanlık mı, akıcı mı?
Kadrosu yetkin mi değil mi?
Gittiğim yer izbede mi çıkacak?


.....


Böyle başlayıp bırakmışım yazıyı. Üzerinden de hayli zaman geçmiş. Bu esnada dokuz oyunu geride bıraktı Tiyatroperest ve önümüzdeki cumartesi onuncu için Oyuncular Tiyatro'da olacak.


Ve uzun uzun anlatmak üzere cümleler kuran ben şu an hiçbirini hatırlamıyorum. Söyleyebileceğim tek şey senelerdir bir elin parmağını geçmeyen sayıda iş için çıkmıştır ağzımdan. Bu oyunu görmeden sezonu kapatmayın. 


Yorumlarıma gelince, onu üçüncü kez gittiğimde yazayım, sağlam olsun ;)


Ama öncesinde çerezlik;


Oyun karanlık da değil aydınlık da ama akıcı. Çok dinamik, enerjisi çok iyi ve metin o kadar kıvrak ki seyirciden azami dikkat istiyor. Kadrosu gençlikte de yetenekte de son derece yetkin ve mekan da İstiklal'in orta göbeğinde. Gittiğinizde benim için de bi kahve içersiniz artık!



2.12.2011

Gittik, gördük, sevdik: Flying Bach

Yılbaşında bunlardan istiyorum!

Efendim üzerinden geçmiş bir hafta. Tutup da etkinliği anlatamayacağım. Okuyacağınızı okudunuz, göreceğinizi gördünüz. Ha görmediyseniz, acımasız olmak istemem ama siz kaybettiniz.

Vallahi bu ekibe karşı çok objektif olabildiğimi söyleyemeyeceğim. İtiraf itiraftır. Ancak izlenimlerimi şöyle özetleyebilirim:


  • Bach'la breakdance çok da heyecan verici gelmemişti çünkü şişirme olacağını düşünüyordum.
    • Hiç de şişirme olmadığı gibi en beğendiğim yanı koreografisi oldu. Koreografiyi yapan Vartan Bassil'i ayakta alkışlıyorum hala! Süper süper süper!

  • Yapılan koreografi şişirme olsa da uygulama mükemmel olur diye düşünyordum, burada da yanılmışım.
    • Ritim kaçırmalar gözümden kaçmadı ama vücut hakimiyeti ve etkileyici figürler hepsini unutturdu. Turne halini de göz önünde bulundurarak not kırmıyorum çocuklar, bu kıyağımı unutmayın.
  • Organizasyon ve gösteri öncesi alanda vakit geçirme kısmı benim gibi sıkıntıyla kafayı bozmuş biri için gayet yeteriyle düşünülmüştü. Ayrıca canavar gibi ekibi de atlamayalım, şukusunu verelim.

  • Gösterinin sanat yönetmenliğini de üstlenen Christoph Hagel ve Sabina Chukurova'nın harika performanslarını da dile getirmeden geçmeyelim.
  • Bir tek klasik baleyi temsil eden abla tam olmamış. Onu da bir halledersek, süper olur. Ha ben ona ne kadar baktım derseniz... O da bana kalsın :)

1.12.2011

Enfes: Şirince-Efes


Düğün gezginliğim esnasında denk düştü ve Nesli'ciğimin sayesinde uzun yıllar sonra Şirince - Efes yapma şansım olmuştu. Keyfinin yanı sıra bizi kahkahalara ve hazza boğan rastlantılardan bir seçme yaptım, sizindir canlarım.

ÖNCE ŞİRİNCE:

Uğramadan Gelme




Küçük olduğuna bakmayın, turistik yer deyip geçmeyin. Bu minncaık dükkanda son yıllarda görmediğim kadar farklı ve güzel tasarım takıları bir arada gördüm. Fiyatlar ortadan fahişe kadar gidiyor ama her kese kendine bir yer bulabilir. Hiç olmadı gözünüz bayram eder.

Yemeden Gelme



Uzunca kıvrılan bir yolu takip ederken kaybolduk diye diye 3 kere ölüp ölüp dirildikten sonra birden kendinizi Şirince'nin meydanında bulacaksınız. Meydanda 100 yıllık bir konakta Artemis adıyla hizmet veren lokantaya oturduğunuzda enfes yemekler sizi bekliyor olacak. Biz saat itibariyle kahvaltıyı tercih ettik, hiç de pişman olmadık.

İçmeden Gelme


Her ne kadar önümüzde gördüğünüz kahvelerse de siz aldanmayın. Orası tadımın sonuna geldiğimiz yerdi. Pek çok yer sizi kolunuzdan tutacaktır ama siz dediğimden şaşmayın. Kıvırcık'ın Yeri şarap için tek adres! Gerçek kavurga lezzetini de tadım arasında kaçırmayın. Bizim gibi tadımın ucunu kaçırana kahve servisi de şahane. E ben de altında kalmadım, yengenin falına baktım o ayrı.

ŞİMDİ DE EFES:

Şirince turundan sonra ayağımıza üşenmedik Efes'e uzandık. Görmeyeli yeni bölümler eklenmiş Efes'e. (Muhtemel ki ekleneli çok olmuştur) Uzun ama keyifli bir turdu, hele o kafayla bayağı eğlendik diyelim. İki güzedi anı da fotoğraflarıyla paylaşmadan geçemeyeceğim.

Efes'in yolunu ararken bir tabela göreceksin, sakın şaşırma!


Çeviri dediğin yoruma açıktır, biz şukusunu verdik...

Kavram karmaşası fena birşeydir:

Dil bariyerine takılanlara: "Gerçek sahte saatler"

23.11.2011

Enfes: Je Veux En Turc

Hanım kızımıza Türkçe de yakışır...

Şarkılara geyiğine yazılan Türkçe sözler iyi olursa zaten çok eğleniyordum. Adamlar bir de ciddi ciddi yapmış yahu. Olmuş da hani.

Şişirmedir, balondur, Edith Piaf'ın eline su dökemezdir, sabun köpüğüdür. E ben bunların hepsini seviyorum ki zaten, Zaz da Je Veux de buna dahildi, şimdi tam oldu.


17.11.2011

Hediye Siparişim Var!

Yeni Yılın Yaklaşmasını Kutlayalım mı? ....sonra az kalmasını, son geri sayımın her günü sonra da gelişini kutlarız :D

Sabah mönüsü bu;



Akşam mönüsü de bu ossun!


Beni bilen bilir, kahve ve çikolata dendi mi sınır tanımam!

18.10.2011

Ve Gecenin Çiftini Alkışlarla Alıyoruz...

Bu gerçek bir düğünden bu arada... (Elizabeth-Messina)


Bunca düğün gezdim - artık bunu bir ayda 6 düğün gördükten sonra izninizle göğsümü gere gere söyleyeyim - ama bir adaşım vardı ki gelinliğiyle de düğüne giriş şarkısıyla da tam gönlüme göreydi.

Diğer gelinlerimiz damatlarımız alınmasın, onlara da laf yok. En nihayetinde bir takım oyunuyla altının en güzel döneminde şehiriçinde ve dışında yaptıkları evlilikleriyle beni mutlulukta ve Türkiye ekonomisinde zirveye taşıdılar!

Gelinliğin fotoğrafı yok ama işte giriş şarkısı:



Benim gibi Kimbra hastası olanlar için favorimi de yeniden paylaşayım: Plain Gold Ring

3.10.2011

Enfes: Antalya Havalimanı

Orada bulunma vesilesi de güzeldi ama kendi de güzel =)

Geçtiğimiz cumartesi bu anlata anlata bitiremediğim düğün maratonumun en önemli günüydü. Gün Antalya'da son buldu ve sabah 11.20 (rötarıyla 12.00) uçağıyla dönüş için ikinci kez havalimanındaydım. Havalimanına erken gidenlerdenim. Rahat gidip, sıra vardı, yoğundu stresi çekmeden girişimi yapıp, kahvemi içmeyi severim. Kahvaltımı da buraya saklamıştım bu yüzden.

Ama telaşa hacet yok. Ne bir yoğunluk söz konusu, ne de karmaşık bir plan. Hem yurtiçi hem yurtdışı uçuşların aynı yerden verildiği bir havalimanı için son derece muntazam ve kullanışlı bir yerleşim söz konusuydu.O denli derli toplu tasarlanmış ve huzurlu döşenmiş ki, keyfi çıkmış ortaya.


Ama en sevdiğim kısmı söyleyeyim mi? Uçağa girişin yapılacağı kapıların yanlarındaki kafeler. Hele benimkinin hemen dibindeki Via Cafe'de yediğim omlet de, uçakları izlemek de, hızlı ve dikkatli hizmet de harikaydı!

Bir gün içinde İstanbul'da nikah şahitliğinden Antalya'daki akşam düğününe yetişme telaşından sonra canıma değdi vallahi!

Mini mini, hanım hanımcık :S :)


27.09.2011

Enfes: İleri Pazarlama Örnekleri

Breh Breh Breh!


Harika bir Bozcaada tatili geçirdiğimden bahsetmiştim, tefrikaları araya kaynatmış olsam da oradan detaylar ara ara kopup gelecek, orası kesin. Yankıları nasıl hala sürmesin, yurdumun her yeri yetenekle kaynarken.

Siz olsanız bir an durup bizim gibi tatlı kahkahalara boğulmaz mıydınız?

Kimisi avam bulabilir ama ben sevdim ve de şukusunu verdim. Enfes!