19.01.2012

Başka Başka... Evlen Evlenme

"Madem herkes evlilikten şikayetçi,
o zaman ben neden bir ay içinde 6 düğüne gittim?"

Çizim: Erinç Karğan

Bu yüzyılda kadınlar da erkekler de evlilikten kaçıyor, anladık. Her yerde bunu bağıran ‘karizmatik’ insanlar görüyorum. Burada beni deli eden üç nokta var. Üç yardım çağrısı gibi düşünün. Bu metropol insanı baskısını defetmek için üç el sıkışma çağrısı…


1) Evlilik bir kavramdır

Evliliğin pek çok tanımı olabilir. Medeni hal, resmi bir statü, kimileri için hapishane, kimleri için hedef… Herkese göre değişebilir bu tanım. Ama net olan birşey varsa o da bunun bir TANIM, bir KAVRAM olduğu. Bu da şu demek: Evlilikten kaçmanıza gerek yok, çünkü sizi kovalayamaz. Evlenmek istemiyorsanız, evlenmezsiniz.*

 
2) Mahkumlar dışarı çıkamaz


Teşbihte hata olmaz, ancak evlilik ve hapishane benzetmesi öylesine almış yürümüş ve zihinlerde köklenmiş ki üzerinden geçmekte fayda var.


Hapishane mahkumlar için tahliye edilmedikçe çıkılabilecek bir yer değildir. Değiştiremeyeceğiniz kurallar vardır. İçerideki yaşam üzerinde bir söz hakkınız ya da yaptırımınız yoktur.


Evlilikte ise kurallar sizin dışınızda birine ait değildir. Toplumdan size aktarılan beklentiler olabilir. Ancak memnun olmadığınız bu kurallar çiftler tarafından karşılıklı olarak yeniden belirlenebilir ve zaman içinde değiştirilebilir. Karşılıklı olarak yapılamadığında ise, içinden dilediğiniz zaman çıkabilirsiniz. **


3) Alt tarafı bir imza


En sevdiğim argüman. Bir kere çok etkin, konu kapatmak için kulakta uygun tınlıyor. Sonra her iki taraf için de – evlilikten ‘kaçanlar’ ve ‘kaçmayanlar’ - kullanışlı bir argüman. O yüzden çok yermek istemiyorum ama buraya kadar bıraktığım bir intibayı kırmak adına belirtmek gerekir ki evlilik bir imzadan ibaret değildir. Eğer indirgeyeceksek evliliğin bir davetiyeden ibaret olduğunu söylemek daha uygun. Birlikte olma haline, aileleri, varlıkları, kıyıda köşede kalmış birlikteliğinizi hâlâ bilmeyen akrabalarınızı ve en nihayet devlet babayı da buyur eden bir davetiye. Belki birlikte olmaktan farklı olarak evliliği en zor kılan yan bu. Savaşılabilir, azaltılabilir ama bir emek istediği gerçek. Resmi bir beklentiye bağımlı bir emek de insana itici gelebilir kabul. Ama kaçsanız da kaçmasanız da kabul etmek gerekir ki evlilik her şeye rağmen bir imzadan fazlası.


Bonus Madde


Her şey tamam da madem herkes evlilikten şikayetçi, o zaman ben neden bir ay içinde 6 düğüne gittim? Allah aşkına biri bana söylesin. Böylesi bir dost kazığı silsilesi görülmedi! O düğünler ki tamamen ayrı bir başlık konusu.


Bu soruyu esas sorma nedenime gelince… Tabii ki gördüğümüz herkes evliliğe karşı değil. Yoksa bu düğün ekonomisi bizi boğacak noktaya gelemezdi. Nasıl ki bir ‘evlilikten kaçanlar’ grubu varsa bir de ‘evliliğe kaçanlar’ var ki aman aman! Bu gruba tabi arkadaşlarımız çok daha korkutucu bir baskı oluşturabiliyor. Bu arkadaşların teki bile taşıdığı umutsuz bir 50’ler – 60’lar aile ruhuyla insanı çileden çıkarabiliyor ve cinsiyeti de her zaman kadın olmuyor inanın ve temiz bir zihin için onlardan kaçının!


Son olarak… Tercihiniz ne olursa olsun aslında sizi seviyoruz ve unutmayın arzular bir IQ ölçütü değildir. İsteseniz de istemeseniz de bu seçiminizin toplumsal etiketlemede yeri olmadığı konusunda anlaşalım. Anlaşalım ki bir rahatlayalım. Bugün herkes kendi kapısının önünü süpürse…*Tabii ki söylemesi kolay yapmasıysa o kadar basit değil. Ama gerçek basit, gerçek sade. Hayatın geri kalanındaysa her şey bir o kadar karmaşık değil mi?…


**Burada evliliği hafife aldığım sanılmasın. Tabii ki kapıyı çekip çıkmak o kadar kolay değil ve anlaşmanın zorlukları malum. Ama bu evliliğin zorluğu değil, birlikteliğin zorluğu. Evli olmasaydınız da bunlar olacaktı değil mi? Evliliği daha zor kılan tek gerçek çocuklar olabilir ki onlar işin içine girdiğinde evlilikten daha büyük birşeyden bahsediyoruz zaten.


Not: Bu yazı ilk olarak Gayet.Net'in blogunda yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok: